بطل فلم وادي الدئاب

  • مراد علمدار

    هو بطل المسلسل وهو الشخصية الرئيسية فيه. ولد بإسم علي جاندان وكان أبوه محمد قرخانلي. هو رجل مافيا وسياسة، تدعمه الدولة التركية للقضاء على أعداء الدولة والمافيا، وكذلك القضاء على كل من يريد إنهاء أو التقليل من هيبة البلاد. مراد علمدار يواجه في أجزاء المسلسل العديدة عدة أعداء وينجح في القضاء عليهم، ويتم إستهداف الكثير من أحبائه. ينضم مراد بعد ذلك إلى هيئة الختيارية ثم يصبح رئيسها وبعد ذلك يحاول القضاء على حراس المعبد. من أقرب المقربين لمراد هم ميماتي وعبد الحي وجاهد وعاكف، وكذلك منظمة الأمن القومي.

  • جاهد كايا أوغلو

    اليد اليمنى لمراد، يساعده في أعماله وله دور كبير في المسلسل، بعد إعلان وفاة مراد في الجزء الثامن، يحاول جاهد الدخول في حراس المعبد وينجح في ذلك،ويصبح عضوا مهما معهم ،ولكن في الحقيقة مراد لا يزال على قيد الحياة وجاهد يواصل العمل مع حراس المعبد بناء على أمر من مراد . يتسم جاهد بوسامته وذكائه.

Saturday, August 31, 2013

2PM Make A Comeback In 2013

2PM Make A Comeback In 2013

Korean Band known as 2PM has announced that they will make a comeback in 2013.
JYP Entertaiment said, “2PM is currently working under the schedule of making a comeback early next year. We can’t give any details on the exact timing yet but it will be in the beginning of the year.” 

This will mark their first comeback six months after 'Hands Up' released in June 2011. Since then, the boys has been focusing on international activities whila hinting a comeback in September of this year. 

Their archievement in Japan also increased. As they've been named as the hottest K-Pop Star by Japan. Their November 14th single release in Japan hit 130,000 sales in its first week. 

JYP representatives continued, The members are all looking forward to their Korean promotions. We’d love it if you all looked forward to it as well.” 

Share:

Photo: 2PM Calendar 2013 by Matlejang 2013

Share:

Le boysband 2PM 2013

Le boysband 2PM JcVJb
2PM est un boysband sud-coréen composé de 6 membres, formé en 2008 par le label JYP Entertainment.
Les 2PM ont toujours étés reconnus pour leurs talents exceptionnels en danse et pour leurs chorégraphies uniques et impressionnantes. Ils sont aussi des talents en chant ou rap exceptionnel. Certains d’entre eux sont même acteurs et animateurs d’émissions TV.
Aujourd’hui, 2PM est l’un des groupes coréens le plus apprécié de la Corée et ils répandent la « wave Hottest » partout en Asie (Japon, Thaïlande, Chine, Philippines, Malaisie, Singapour…).
2PM a fait ses débuts officiels le 4 septembre 2008 avec le mini album ‘Hottest Time Of The Day’ et la chanson titre ’10 Out Of 10′.
2PM est, à la base, l’un des sous-groupes du boysband One Day (Hot Blood Men) composé des 2PM & 2AM.
Les fans de 2PM se nomment « Hottest ». La couleur officielle du groupe est le gris métallique. Leur style de musique est HipHop et Pop.
(Chan Seong, Jun.K, Woo Young, Jun Ho, Nichkhun, Taec Yeon)
10 Points Out Of 10 (29/08/2008)
Only You(13/04/2009)
Again & Again(16/04/2009)
I Hate You(29/06/2009)
Heartbeat (11/11/2009)
My Color (19/12/2009)
 Crazy4s (22/02/2010)
Follow Your Soul (18/03/2010)
Open Happiness (16/04/2010)
Without You (20/04/2010)
Risk My Life (13/06/2010)
Thank You (17/08/2010)
Boom Boom Boom (23/08/2010)
Nori For U (09/09/2010)
I’ll Be back (11/10/2010)
Tik Tok (22/03/2011)
Take off (03/05/2011)
Hands Up (21/06/2011)
Give It To Me (21/07/2011)
Hot (26/07/2011)
I’m Your Man (31/07/2011)
Ultra Lover (12/10/2011)
Hands Up (Japonaise version) (27/11/2011)
Beautiful (03/06/2012)
Masquerade (26/08/2012)
Share:

Dream High MV - My Valentine 2013

Share:

Gizli Tanık Kıskaç: Abdullah Çatlı ölmedi öldürüldü 2013

Gizli Tanık Kıskaç: Abdullah Çatlı ölmedi öldürüldüGizli tanık Kıskaç, Türkiye gündemini sarsacak iddialarda bulundu. Kıskaç'a göre Susurluk kazasında hayatını kaybeden Abdullah Çatlı öldürüldü, Necip Hablemitoğlunu ise Ergenekon davasının tutuksuz yargılanan sanığı Osman Gürbüz öldürdü.
Kıskaç, ikinci Ergenekon davasının tutuksuz sanığı Osman Gürbüz’ün kendisine, "Sıkmasaydım bu kadar para olur muydu? Necip Hablemitoğlu’nu öldürdüm, parayı aldım. Patron benim, jandarmada komutanım var, adı da Levent Ersöz" dediğini öne sürdü. Gizli tanık ayrıca mahkemeye Sabancı suikastiyle ilgili bilgilerin bulunduğunu söylediği bir flaş belleği de sundu.

29’u tutuklu 108 sanıklı Birinci Ergenekon Davası’nın 215. duruşması ’Gizli Tanık Kıskaç’ın ifadesinin alınmasıyla devam ediyor. Duruşmanın öğleden önceki oturumunda gizli tanığın sesinin salonda tam olarak anlaşılmaması üzerine sorunun giderilmesi için duruşmaya ara verilmişti. Duruşma başladığında ise gizli tanığın sesinin salona normal olarak ancak görüntüsünün yine bozuk olarak verildiği görüldü.

"ABDULLAH ÇATLI KAZADA ÖLMEDİ, ÖLDÜRÜLDÜ" Abdullah Çatlı’nın Susurluk’taki kazada ölmediğini yaralı kurtulduğunu, kazadan hemen sonra ise öldürüldüğünü öne süren gizli tanık, söz konusu cinayeti Antalya JİTEM Grup Komutanlığı’ndan Başçavuş Hakan ve Yüzbaşı Kadir Tahir’den öğrendiğini savundu. Olay sonrası kazaya ilişkin video kayıtları ve fotoğraflar gördüğünü öne süren tanık Kıskaç, "Abdullah Çatlı’nın arabadan indiği, kapının üst tarafında tutunduğuna yönelik 2 fotoğrafı gördüm. Abdullah Çatlı’nın kafasının ortasında yarık vardı, arabanın sol tarafının dışında yerde oturur vaziyetteydi. Bu fotoğrafı JİTEM çekti" şeklinde konuştu. Kazayla ilgili bir de kamera kaydı izlediğini ifade eden Kıskaç, söz konusu kayıtlarda kamyonun altına giren arabanın sağdan sola kayda alındığını iddia etti. Gizli Tanık Kıskaç’ın ifadesine ara veren Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese duruşmayı yarın saat 09.00’a erteledi.

SABANCI SUİKASTİ

Sabancı suikastinin basit bir olay olmadığını kırılma noktası olduğunu savunan ’Gizli Tanık Kıskaç’, "Veli Küçük’ü herkes tanır, Veli’yi herkes bilir. Hatta Özdemir Sabancı suikastinin olduğu dönemde Sabancı Center Güvenlik Müdürlüğü’nü emekli Tümgeneral Öner Pehlivanoğlu yapıyordu. Ömer Pehlivanoğlu, Veli Küçük’ün arkadaşıdır. Bu generale karşı kimse bir şey yapmadı" dedi. Gizli tanık ayrıca mahkemeye Sabancı suikastiyle ilgili bilgilerin bulunduğunu söylediği bir flaş belleği de sundu.

"KAÇAN TERÖRİSTLER VELİ KÜÇÜK’ÜN BÖLGESİNE GİTTİ"
Share:

Sıkıyönetim Komutanı'ndan ilginç Çatlı belgesi 2013

Sıkıyönetim Komutanı'ndan ilginç Çatlı belgesi

Susurluk'taki trafik kazasında hayatını kaybeden Abdullah Çatlı'yla ilgili 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası yargılanmasına ilişkin dikkat çekici bir belge ortaya çıktı.

Sıkıyönetim Komutanı'ndan ilginç Çatlı belgesiBelge, Sıkıyönetim Askeri Mahkemelerinin nasıl yönlendirildiğini de ortaya koyuyor. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün Abdullah Çatlı hakkında "gizli ve çok ivedi" damgalı Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığına göndermiş olduğu 1982 tarihli yazıda, Türk Ceza Kanunu (TCK)'nun 149/2. maddesinin uygulanması yerine "TCK'nın 448 ve 450'nci maddelerinden tutuklama istenirse işimiz kolaylaşacaktır." deniyor.
Geçtiğimiz hafta Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 12 Eylül askeri darbesine ilişkin başlattığı soruşturma kapsamında özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Kemal Çetin'e müşteki sıfatıyla ifade veren avukat Osman Başer, 3,5 saat boyunca işkence, ihtilalin adaletsizliği, yargılamanın adaletsizliği, cezadaki işkenceleri anlattı. Başer savcıya, işkenceyle öldürüldüğü ileri sürülen Bekir Bağ, Hasan Alemlioğlu, Hüseyin Kurumahmutoğlu hakkında intihar ettiklerine ilişkin hazırlanan tutanağı da verdi.
Savcıya şikayet dilekçesi ve eklerle birlikte 7 klasör sunan Başer'in delilleri arasında Susurluk'taki trafik kazasında hayatını kaybeden Abdullah Çatlı'nın yargılanmasına ilişkin belge de bulunuyor. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün Abdullah Çatlı hakkında "gizli ve çok ivedi" damgalı Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığına göndermiş olduğu belgede, "9.10.1978 tarihinde suç ortakları ile birlikte ellerinde bulunan silanlarla Ankara'nın Bahçelievler semtinde 7 kişiyi öldürmek suretiyle Türk Ceza Kanununun 149/2'nci maddesine muhalefet suçundan sanık ve komutanlığınız 1 numaralı Askeri Mahkemesinin 4.3.1982 gün ve 1982/172-124 sayılı kararı ile gıyabi tutuklu bulunduğundan bahisle" iadesinin talep edildiği belirtiliyor.
Yedi sayfalık yazıda, İsviçre polisinin Abdullah Çatlı'yı sadece pasaport sahtekarlığı suçundan tutukladığı ve daha sonra serbest bıraktığı ifade ediliyor. Adı geçenin İsviçre'de bulunmasının kuvvetle muhtemel olduğunun dile getirildiği yazıda, "15 Mart tarihli notanız alınır alınmaz Zurih polisi Çatlı'nın yakalanması için iz sürmeye başlamıştır. Ancak, hakkında henüz tevkif müzekkeresi çıkartılmamıştır. Çünkü iade evrakında, Çatlı'nın işlediği suç adam öldürme tanımına girmekle birlikte, TCK'nın 149/2'nci maddesini ihlalden tutuklama kararı çıkarıldığı hayretle müşahade edilmiştir. Bir taraftan olayların gelişiminde Çatlı'nın diğer suç ortakları ile birlikte eve girip 7 kişiyi öldürdüğü belirtiliyor sonra da devlete karşı halkı kışkırtma suçunda yargılanması isteniyor. Türk hukukçularının neye dayandıkları bilinmemekle beraber, yapılan eylem ile suç tanımı arasındaki ilişkiyi anlamak bizim için çok güçtür. Kaldı ki isnat edilen suç İsviçre hukuku açısından iadeye konu teşkil etmeyen siyasal suç tanımı içerisindedir. Adı geçen hakkında Türk Ceza Kanununun 448, 450'nci maddelerinden tutuklama istenirse işimiz kolaylaşacaktır. Ancak 149/2'den iade mümkün olamaz. Dolayısıyla ilk iade talebimiz yok varsayarak yeni bir nota ile adı geçenin tutuklanmasını isteyebilirsiniz. Zurih polisi, bu arada adı geçeni aramakla birlikte sizden cevap alınana kadar tevkif müzekkeresi çıkarmayacaktır. Aksi halde yapılacak itirazla federal mahkeme usul yönünden bunu bozabilir." ifadeleri kullanılıyor.
"12 EYLÜL YARGILAMALARI ADALETSİZDİ"
MHP ve ülkücüler davası nedeniyle 11 yıl 11 gün cezaevinde kalan Osman Başer, 16-17 sene süren yargılama sonucu davanın zaman aşımı ve beraat ile sonuçlandığını ifade etti. 12 Eylül sonrası yargılamalarının adil olduğu iddialarının dönemin uygulayıcıları tarafından ileri sürüldüğünü dile getiren Başer, şöyle devam etti: "MHP ve ülkücüler davasında yargılamalar yapılırken biz ülkücüler hakkında açılan davalarda yazılan iddianamede eski 765 sayılı TCK 149, 168, 146 ve diğer ceza maddelerinden siyasi suçlu olarak cezalandırılmamız istenmişti. Ancak bu belgeden de anlaşılacağı üzere olaydan sonra askeri mahkeme 313, 314, 448, 454. ceza maddelerine göre adi suçlu olarak yargılanmaları ve cezalandırılmaları gerçekleştirildi. Böylece siyasi şüpheli kişilik olmaktan çıkartılarak sol gruplar için uygulanan fikri içtima hükümler, ülkücüler için uygulanmaz hale getirilmiştir. Bu durum ise 12 Eylül yargılamalarının ne kadar adaletsiz olduğunu gözler önüne seriyor." dedi.
12 Eylül darbesini gerçekleştiren Kenan Evren, Tahsin Şahinkaya, Sedat Celasun, Necat Tümer, Nurettin Ersin, MGK üyeleri olarak Askeri Savcı Nurettin Soyar ve arkadaşları üzerinde baskı ve telkinle, ayrıca 1 Nolu Askeri Mahkeme Başkanı ve üyeleri üzerinde aynı şekilde baskı ve telkin kurularak bu davaların yönlendirildiğini vurgulayan Başer, yine bu davaların firari sanıklarının yurt dışından iadesini sağlayabilmek için uygulanması gereken yasal müeyyideleri farklılaştırdıklarına dikkat çekti. Dolayısıyla 12 Eylül askeri ihtilalinin adalet anlayışının çıplaklığıyla gün yüzüne çıktığını dile getiren Başer, buna en büyük delilin ise Abdullah Çatlı hakkında gönderilen bu yazı olduğunu söyledi.
Share:

Oğlu 'Yeşil'in öldüğüne inanmıyor! 2013

Oğlu 'Yeşil'in öldüğüne inanmıyor!

JİTEM tetikçisi Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım ın hiç yayınlanmamış resimleri ortaya çıktı. Oğlu Murat Yıldırım kitap yazarak babası Mahmut Yıldırımın hikayesini anlattı.

KOD ADI YEŞİL
1996R'dan beri haber alınamayan JİTEM tetikçisi 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın hiç yayınlanmamış resimleri ortaya çıktı. Oğlu Murat Yıldırım kitap yazarak babasının hikayesini anlattı.
Derin devletin 'kara kutusu YEŞiL'in albümü ve sırları
Susurluk kazasının ardından ondan haber alan olmadı. Birçok faili meçhul cinayetin tetikçisi olarak gösterildi. Kamuoyu tek bir fotoğrafını gördü. Oğlu Murat Yıldırım, yazdığı kitapta babasını anlattı.
Terminatör, sakallı, savaşçı, emmi gibi değişik lakapları vardı, ama Türkiye O'nu daha çok "Yeşil" olarak tanıdı. Yeşil denmesinin nedeni, gözlerinin rengi değildi. Çünkü o kahverengi gözlere sahipti. Operasyonlarda PKK'lı gibi giyinen Mahmut Yıldırım, güvenlik görevlilerince ayırt edilebilmek için "yeşil fular" takıyordu.
Musa Anter, Cem Ersever, Tank Ümit ve Behçet Cantürk başta olmak üzere birçok faili meçhul cinayette "zanlı" olarak isminden söz edildi. Mehmet Ali Birand gibi birçok ünlüye suikast planlayanlar arasında ismi sayıldı.
Gerçekler gün ışığına çıkarılamadı ama MİT, JİTEM ve Emniyet için bir dönem çok önemli "operasyon elemanı" olduğu konusunda hiçbir tereddüt yok. O yönü, Yeşili devletin "kara kutusu" yapmaya yetiyor. Uzun süredir de kayıp.
Hafızalara kazınan tek görüntüsü ise sakallı vesikalık resmidir. Yeşil'le ilgili ne zaman haber yapılsa, o fotoğraf arşivden çıkarılır. Yıllar sonra suskunluğunu bozan oğlu Murat Yıldırım, Yeşil'i anlatan bir kitap yazdı. Yeşil'e ait tam 21 fotoğraf kullanıldığı kitap TİMAŞ Yayınlan tarafından önümüzdeki hafta piyasaya sunulacak.
Çatlı'yı Türkeş kovdu
Murat Yıldırım, babasını "devlet adına yurt içi ve yurt dışında gizli operasyonlara katılmış bir savaşçı" olarak tanımlıyor. Susurluk ve Ergenekon sürecinde "derin devlet" tartışmasıyla gündeme gelen tüm ünlülerle neredeyse tanışıklığının bulunduğunu anlatıyor.
Yeşil, Susurluk kazasından önce Abdullah Çatlı için şu görüşte: "Ülkücü camiada reislik şimdilik ayağa düştü. Çatlı ile yüz yüze bir iki defa görüştüm. Pek birbirimize ısınamadık. Ayrı dünyaların insanlarıyız. Çatlı menfaat temin edebileceği kim olursa onunla işbirliği yapar. Türkeş camiadan kovdu onu resmen. Onun hayatta en korktuğu adam Türkeş'tir."
Türkeş'ten 'Deli Oğlan'a tavsiye
Yeşil, Alpaslan Türkeş'le de tanışıyormuş. Türkeş, devlet tarafından operasyonlarda kullanıldığını öğrenince bir gün "deli oğlan" diye hitap ettiği Yeşil'e şu tavsiyede bulunmuş: "Bu işlere karışma, PKK devletin işi, ne yaparlarsa yapsınlar, ben komünistlerden fazla ceza yedim. Siz hazır olun, bu görev ne zaman bize verilirse, o zaman yaparız." Oğlu, babasının bu tavsiyeye uymadığını, ancak Türkeş ne zaman Elazığ'a gelirse mutlaka kendini aradığını belirtiyor.
Askerde devşirildi
Murat Yıldırım, babasının 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı'na katıldığı dönemde "devlet için çalış" teklifi aldığını belirterek, askerlik sonra MİT'te göreve başladığını anlatıyor: "O yıllarda sol örgütler ve Akıncılar diye tanımlanan gruplar içerisinde istihbarı faaliyetler yaptığı biliniyor."
Cem Ersever'le de MİT'te istihbarat elemanı olarak görev yaptığı dönemde tanışmışlar. Ona göre, itirafçılar Alaattin Kanat, Hogir kod isimli Cemil Işık ve Mesut Mehmetoğlu, Yeşil tarafından ikna edilerek dağdan indirildi. Sonrasına ilişkin tespiti ise şöyle: "Devlet için çalışacak duruma getirir ve birçok faydalı çalışmayı organize ederdi."
Eymür hayata döndürdü
Oğlunun şu cümlelerinden Yeşilin 1994 yılında MİT ve JİTEM'den tasfiye edildiğini anlıyoruz: "1994 yılında karar alıyorlar ve bizi ailece Ankara'ya gönderiyorlar. Babam 1 yıl hiç dışarı çıkmadı. Ondan sonra Mehmet Eymür'le ilişkiye girdi. Yurtdışı operasyonlara gönderiyorlardı. Eymür'e 'baba' derdi. Eymür olmasaydı belki Ankara'ya döndükten sonra çalışmayacaktı."
Doğu ve Güneydoğu'dan çıkartılırken Yeşil'e 300 bin mark para verilmiş. Onunla Ankara'da iki daire satın almışlar. Bir de 1993 model Opel Vectra ve Renault marka iki araba...
Yeşil'in tanıştığı isimlerden biri de Edime Emniyet Müdürü Hanifi Avcı. Susurluk'tan sonra Yeşil'e yönelik suçlayıcı ifadelerine tepki gösteren oğlu, Avcıya şöyle sesleniyor: "Madem bunları biliyordun ve inanarak söylüyordun, Diyarbakır emniyetindeyken niye tutuklamadın Yeşil'i?"
Derin hesaplaşma
Kitapta Yeşil'in PKK kadar Susurluk ekibiyle de çatışma halinde olduğunu gözlemliyoruz. Oğlu Murat, isim vermeden Tansu Çiller'in "Devlet için kurşun yiyen de atan da bir" sözüne tepki göstererek, şöyle diyor: "Yeşil hem örgütle hem Susurluk ekibiyle mücadele etti."
Yeşil'in öldürdüğü iddia edilen Behçet Cantürk, MİT'çi Tank Ümit, İranlı Asker Si-mitko ve Lazlum Esmaeli'nin de Susurluk ekibi tarafından ortadan kaldırıldığını düşünüyor. Cantürk'ün PKK ile mücadele kapsamında değil uyuşturucu kaçakçılığı yapan diğer işadamlarına gözdağı vermek, Ümit ve iki İranlı'nın da aleyhlerine bilgi toplayarak MİT'e sızdırdığı gerekçesiyle Susurluk çetesi tarafından katledildiğini iddia ediyor. Hatta Yeşil, uyuşturucu trafiğine kanşmasından dolayı Abdullah Çatlı'yı şöyle uyarmış: "Ülkücüleri bu işlere karıştırma. Sonra dava büyük zarar görür."
Arnavut Sami bozdu
Murat Yıldırana göre, babası Yeşil ile Susurluk ekibi arasındaki kavga "Arnavut Sami" lakaplı ve şimdi Ergenekon sanığı olan Sami Hoştan yüzünden başlamış. Bir gün Yeşil, Sami Hoştan hakkında bilgi toplamaya başlamış, çok güvendiği arkadaşı Enver Tok-taş'a sormuş, o da, "Arnavut Sami Dev Sol'la da PKK'yla da iç içedir" demiş.
Bir süre sonra Abdullah Çatlı aramış Yeşil'i: "Arnavut Sami yanımda, sen bu adamı niye soruyorsun?"
Yeşil: "Senin yanında olması benim sormama mani hal mi?"
Çatlı: "Bak o en üst düzey istihbarat birimleriyle beraber çalışıyor. Sen şimdi iddia edeceksin eroin işi yapıyor, he yapıyor, kanunla yapıyor, bir ara sen Yalçın'a da çamur atmışsın, tamam yapıyoruz ama öyle büyük çaplı değil."
Yeşil: "Sen Ülkücü adamsın, senin eroinden çok uzak olman lazım. Herkes bunu yapar ama Ülkücü eroin işi yapmaz, yanlış yapıyorsun."
Bu diyalogun ardından Haluk Kırcı aramış bu kez Yeşili: "Korkut Eken ağabeyle konuştuk, değerlendirdik, Sami vatanını seven biridir." Bu görüşmeden sonra ipler kopmuş.
Yeşil alarmı
Murat Yıldırım'ın aktardıklarına göre; bu görüşmelerden sonra Korkut Eken, İbrahim Şahin'i arayıp uyarıyor: "Yeşil, Arnavut'un peşindeymiş. İndirdi, indirecek, sen kendine dikkat et."
Bu görüşmeden Şahin, Yeşil'i arayıp, böyle bir planı olup olmadığını sorunca, Yeşil, "Olur mu öyle şey" diyor. Ama İbrahim Şahin kaygılı: "Allahsız senin sağın solun belH mi olur. Yarın ben emekli olurum, bakarsın benim infaz görevim sana verilir."
Yeşil ise ısrarla böyle bir plan hazırlamadığını söylüyor.
Murat Yıldırım, babasının Mehmet Ağar ve Korkut Eken'i hiç sevmediğini, İbrahim Şahin'le ise istihbarat ilişkisi olduğunu, Drej Ali'nin (Ali Yasak) kesin olmamakla birlikte Susurluk ekibi içinde yer aldığını not düşüyor.
80 milyon dolar ne oldu?
Yeşil'in oğlu, kitapta, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ı öldürmek için Susurluk ekibinin devletten 80 milyon dolar aldığını iddia ederek, "Bu paralar ne oldu?" diye soruyor. Susurluk ekibinin devleti dolandırmak suçundan yargılanması gerektiğini söylüyor.
Anter'i Hogir öldürdü
Cem Ersever'i babasının öldürmediğini, Musa Anter'i ise "Hogir" kod isimli itirafçı Cemil Işık'ın katlettiğini iddia eden Murat Yıldırım, Yeşil'in Hogir tarafından yanıltıldığını, hiçbir zaman Anter'in öldürülmesini istemediğini söylüyor.
"Yeşil Hizbullah'ın lideri Hüseyin Velioğlu ile irtibatlıdır" iddiası için "Bilmiyorum, Hizbullah'a karşı da bir şey yapmadı" demekle yetinen Murat Yıldırım, Gazi olaylarının tetikçisi, Mehmet Ali Birand ve Sedat Peker'e suikast planının hazırlayıcısı iddiaları için "çamur" diyor. Kürt işadamı Senar Erkin'in kaçınılması ve Mesut Yılmaz'ın Budapeşte'de dövülmesi olayıyla babasının hiçbir ilgisi olmadığını ifade ediyor. Abdullah Çatlı'nın babasına suikast planladığı iddiasına da katılmıyor.
"Veli Küçük'ü babam hiç tanımaz" diyen Murat Yıldırım, Mehmet Ağar ve Korkut Eken'den mal varlıklarını açıklamalarını istiyor.
YEŞİL YAŞIYOR MU?
Kitabın son bölümü, herkesin merak ettiği soruya cevapla bitiyor: "Yeşil yaşıyor mu?" Oğlu. "Bilmiyorum'1 diyor. İzmir'in Ödemiş ilçesinde gözleri oyulmuş, elleri ve ayaklarının derisi yüzülmüş cesedin babasına ait olmadığının DNA testiyle ispat edildiğini belirtiyor.
Devam ediyor: "Ben babamın öldüğünü görmedim. Birileri gelip bize yaşadığına veya öldüğüne dair bir bilgi vermedi?"
Peki hiç arayıp sormuyor mu?
"Babamı tanıyan bu soruyu sormazdı" diyor Murat Yıldırım. Nedenini ise şöyle açıklıyor: "Babam eğer gelmemesi gerekiyorsa ailesini hiç düşünmez. Bunlar ne yapıyor, gidip bir bakayım' demez. Yeşil yaşıyorsa ve gelmemesi gerekiyorsa, onu 10 yıl bir odaya koyun. 10 yıl o odadan çıkmadan orada hayatını devam ettirir."
SON FOTOĞRAFI ÖCALAN OPERASYONUNDA ÇEKİLMİŞ
Yeşil'den ailesine hatıra kalan son fotoğraf ise Öcalan'a yönelik Mercedes Operasyonu için gittiği Suriye'deki Caber Kalesi'ndeki çektirdiği kare olmuş. Yeşil, bu resmin arkasını imzalayıp " Bana bir şey olursa çocuklarıma gönderin" diyerek ekip arkadaşlarına vermiş.
Share:

Ergenekon prosecutors plan to review key murder case of Çatlı and ‘Yeşil’ 2013

Abdullah Çatlı and Mahmut Yıldırım
Ergenekon prosecutors plan to review key murder case of Çatlı and ‘Yeşil’Prosecutors in the Ergenekon case will review another court case involving two of the deadliest men in Turkey, about whom only little is known due to their shadowy backgrounds and secret dealings within the state hierarchy.
The Ergenekon terrorist organization is a clandestine group with a highly effective and allegedly illegal branch in the gendarmerie charged with plotting to overthrow the government. Ergenekon is thought to be a remnant, or a new form, of earlier groups nested within the state to fight Soviet-type communism, and later ethnic terrorism, without having to always play by the rules.
Ergenekon prosecutors are interested in a case in which two men -- Abdullah Çatlı, who was killed in a car crash in 1996 while carrying the ID card of Mehmet Özbay, and Mahmut Yıldırım, who used the codename "Yeşil" during shadowy undercover operations -- are the prime suspects.
Both men, particularly Yeşil, are thought to be responsible for countless “executions” and “unsolved murders” in the country. Yeşil is presumed dead, although this has yet to be established officially. And not Çatlı, but rather his fake identity, Özbay, is the suspect in the case. That’s why both men, although both likely to be dead, are officially still being sought as fugitives.  The Bakırköy 4th High Criminal Court is hearing the case, in which Çatlı and Yeşil are charged with kidnapping and subsequently killing two Iranian drug smugglers in 1995.
According to the background facts on the case, two Iranian drug smugglers, Asker Simtko and Lazem Esmaili, were kidnapped on Jan. 14, 1995, as they were walking into the Imperial Casino of İstanbul’s Polat Renaissance Hotel. It is believed that the kidnapping was carried out by Çatlı and Yeşil, under the assumed identities of Özbay and Ahmet Demir, respectively.
Çatlı and Yeşil later called the Iranians’ relatives for ransom. Esmaili’s brother Ahmet Esmaili put a total of $350,000 into two accounts at two different Ankara Ziraat Bank branches opened under the name Ahmet Demir. But the two men were nevertheless tortured to death. The police found their bodies on Jan. 28, 1995, in Silivri, near İstanbul. The Silivri Prosecutor’s Office launched an investigation. In 1998, arrest warrants were issued for the two suspects.
According to reports filed by the gendarmerie, the two Iranians were not killed by Yeşil and Çatlı but by the terrorist Kurdistan Workers’ Party (PKK) for preparing a list of Turkey’s Kurdish businessmen that had helped the PKK financially. The PKK was also reported to have claimed responsibility for the two deaths, stating that “the two Iranians who worked against the PKK and were suspected to have worked with the National Intelligence Organization [MİT] were punished by metropolitan revenge teams.”
According to this claim, Çatlı and Yeşil had the Iranians kidnapped by their own men wearing police uniforms and then delivered the two men to the PKK. Former MİT Anti-Terrorism Department Chairman Mehmet Eymür, in an article he wrote on the Web site atin.org, confirmed that Simtko and Esmaili (who used the code name Zeya Nazım) had worked for the MİT. He also stated that the two compiled a detailed list of businessmen who contributed money to the PKK, of which then-Prime Minister Tansu Çiller had spoken in 1996, saying: “We know who they are. We have lists in our hands.” Eymür also wrote that the two men were questioned by militants affiliated with the PKK, who discovered many names involved in shady dealings, which ranged from the heroin trade to murders of Kurdish businessmen.
An accident occurred in 1996 when the investigation into the two Iranians’ deaths was still under way. While Çatlı died in the accident, his other identity, Özbay, which was actually stolen from a businessman who applied to the Turkish Consulate in Chicago for a new passport in 1995 after losing his old one, is alive, according to official records. Mahmut Yıldırım, although presumed dead, has not been declared as such officially. This is why there are still arrest warrants out for the two men. In 2003, a criminal case was launched against the two, who have been accused of many crimes.
Ergenekon Prosecutor Mehmet Ali Pekgüzel has now received the file he had requested on the two men last November, and the prosecutors will be reviewing the file soon.

Share:

Friday, August 30, 2013

Dream High 2 2013

Title: 드림하이 시즌2 / Dream High (Season 2)
Chinese Title: 星梦高飞2 / 追梦高中2
Genre: School, musical, comedy, romance
Episodes: 16
Broadcast network: KBS2
Broadcast period: 2012-Jan-30 to 2012-Mar-20
Air time: Monday & Tuesday 21:55
Related Series: Dream High Series
Synopsis
“Dream High Season 2″ will follows idol stars heading out to find their hopes and dreams. This Drama will deal with new students instead of the first batch student.
Kirin High School of Art has been taken over by Oz Entertainment because of financial bankruptcy. Oz Entertainment then transfers over its own idol stars to Kirin High to avoid a law requiring under age entertainers to study for a set time. Competition then brews between troubled students at Kirin High School of Art and then newly transfered idols from Oz Entertainment.
Shin Hye Sung (Kang So Ra) enters Kirin High School of Art with a high written exam score, but poor performance score. She then meets fellow students Jin Yoo Jin (Jin Woon) and JB, who makes her realize how fun music can be. Jin Yoo Jin acted when he was a child. Now, he is a troubled student dreaming of becoming a rock star. He attempts to cure his pain caused by his parent’s divorce through music.
Cast
Kirin Arts High School Students
Kang So Ra as Shin Hye Sung Jin Woon as Jin Yoo Jin Yoo So Young as Park Soon Dong Kim Ji Soo as Hong Joo Jung Yeon Joo as Lee Yi Seul (The only daughter of Executive director Lee Kang Chul) Jr. as Jung Ui Bong
Idol Groups
Park Ji Yeon as Lian (member of idol girl group HershE) Hyo Rin as Nana (member of idol girl group HershE) Ailee as Ailee (member of idol girl group HershE) JB as JB (member of idol boy group I:dn) Park Seo Joon as Si Woo (member of idol boy group I:dn)
Kirin Arts High School Teachers
Kim Jung Tae as Lee Kang Chul (Executive director) Kwon Hae Hyo as Joo Jung Wan (Principal) Park Jin Young as Yang Jin Man (Teacher) Choi Yeo Jin as Ahn Tae Yeon (Teacher) Park Kahi as Hyun Ji Soo (Teacher)
Other
Yoon Hee Suk as Shin Jae In Hwang Mi Sun as Lian’s mother Jung Kyu Soo as Hye Sung’s father Noh Jung Ui as Shin Hye Poong (Hye Sung’s sister)
Cameos
Kim Soo Hyun as Song Sam Dong (ep.1) IU (Lee Ji Eun) as Kim Pil Sook (ep 1)
BandToxic as band performing with Yoo Jin in Hongdae (ep.1)
MYNAME as OZ Entertainment Agency’s idol group (ep 2)
PSY as trainer coach (ep 5)
Park Ye Eun as Park Ye Eun (ep 9)
Bae Suzy as Suzy (ep.15) Miss A (ep.15)
Production Credits
Production Companies: KeyEast, JYPE, and CJ Media
Producer: Bae Yong Joon, Park Jin Young
Director: Lee Eung Bok & Mo Wan Il
Screenwriter: Heo Seong Hye
http://www.koreandrama.org/wp-content/uploads/2012/01/Dream-High-Season-2-Poster1.jpghttp://www.koreandrama.org/wp-content/uploads/2012/01/Dream-High-Season-2-Poster2.jpghttp://www.koreandrama.org/wp-content/uploads/2012/01/Dream-High-Season-2-Poster3.jpghttp://www.koreandrama.org/wp-content/uploads/2012/01/Dream-High-Season-2-18.jpghttp://www.koreandrama.org/wp-content/uploads/2012/01/Dream-High-Season-2-19.jpg
Share:

Popular Posts

ما هو افضل مسلسل لسنة 2020 ؟
مسلسل الهندي مملكة الحب
مسلسل تركي الحفرة
مسلسل وادي الذئاب
Created with Quiz Maker

Follow by Email

Blog Archive

Pages

Theme Support