بطل فلم وادي الدئاب

  • مراد علمدار

    هو بطل المسلسل وهو الشخصية الرئيسية فيه. ولد بإسم علي جاندان وكان أبوه محمد قرخانلي. هو رجل مافيا وسياسة، تدعمه الدولة التركية للقضاء على أعداء الدولة والمافيا، وكذلك القضاء على كل من يريد إنهاء أو التقليل من هيبة البلاد. مراد علمدار يواجه في أجزاء المسلسل العديدة عدة أعداء وينجح في القضاء عليهم، ويتم إستهداف الكثير من أحبائه. ينضم مراد بعد ذلك إلى هيئة الختيارية ثم يصبح رئيسها وبعد ذلك يحاول القضاء على حراس المعبد. من أقرب المقربين لمراد هم ميماتي وعبد الحي وجاهد وعاكف، وكذلك منظمة الأمن القومي.

  • جاهد كايا أوغلو

    اليد اليمنى لمراد، يساعده في أعماله وله دور كبير في المسلسل، بعد إعلان وفاة مراد في الجزء الثامن، يحاول جاهد الدخول في حراس المعبد وينجح في ذلك،ويصبح عضوا مهما معهم ،ولكن في الحقيقة مراد لا يزال على قيد الحياة وجاهد يواصل العمل مع حراس المعبد بناء على أمر من مراد . يتسم جاهد بوسامته وذكائه.

Sunday, November 30, 2014

السيره الذاتية براتشي ديساي بطلة مسلسل الوعد2014

باني >> براتشي ديساي 256205_mn66com.gif
باني >> براتشي ديساي 256206_mn66com.gif
باني >> براتشي ديساي 256207_mn66com.gif
باني >> براتشي ديساي 256208_mn66com.gif
باني >> براتشي ديساي 256209_mn66com.gif
باني >> براتشي ديساي 256210_mn66com.gif
باني >> براتشي ديساي 256211_mn66com.gif
باني >> براتشي ديساي 256212_mn66com.gifولدت الفنانة الموهوبة “باني”" براتشي ديساي“بطلة المسلسل الهندي “الوعد” في الثاني عشر سيبتمبر سنة 1988 بولاية جوغارت .
وكان أول ظهور لها في عالم السينما الهندية سنة 2008 في فيلم”أن بك” “ROCK ON “.
وفي عام 2009 شاركت في فيلم “life partner”. وبعدها مثلت في فيلم “once upon atime in mumbay“.
وقد حازت عل عدة جوائزمنها:
جوائز تيلي الهندي
معلومات و صور “باني” بطلة مسلسل الوعد
أفضل ممثلة – الوعد 2007؛
جوائز زي سينما2011…
معلومات باني بطلة مسلسل الوعد السيرة الذاتية براتشي ديساي
معلومات باني بطلة مسلسل الوعد السيرة الذاتية براتشي ديساي
معلومات باني بطلة مسلسل الوعد السيرة الذاتية براتشي ديساي
Share:

Saturday, November 29, 2014

Abdullah Çatlı kimin kontrolündeydi?2014

Türk siyasi tarihinin en karanlık ve hâlâ aydınlanmamış döneminin Susurluk süreci olduğu net bir şekilde görülür. 1923''te ilan edilen Cumhuriyet''in aslında ne olduğunu gösteren net bir fotoğraftı Susurluk.
Devletin kilit noktalarında görev yapan bürokratlar mebzul miktarda maksatlarını aşmışlar ve hukuku kendileri belirlemeye başlamışlardı. Emniyet görevlileri, jandarma, asker kendi bildiğini okuyordu. Siyaset figürasyon görevi görüyor ya da askerlerin emrinde çalışıyordu. Abartı gibi düşünebilirsiniz ama asla değil. 28 Şubat''ın perde arkasındaki ilişkiler siyasetin, asli görevini bırakıp devleti kendi istedikleri yöne çekmek isteyenlere hizmet ettiğini görecektir. Bu yüzden hâlâ çözmediğimiz Kürt sorununun belki de en kördüğüm olduğu noktaydı 1990''lı yıllar.
Ortaya çıkan tabloda Susurluk süreci ve Kutlu Savaş''ın yazdığı rapor devletin serencamını gözler önüne serdi. Mafya, bürokrasi, siyaset, asker, yerel yöneticiler, işadamları bir araya gelmişler, Türkiye''yi çıkmaz sokaklara götürmüşlerdi.
Susurluk tam olarak aydınlatılmış bir dönem değildir. Evet, Kutlu Savaş''ın raporu bazı ilişkileri ortaya koyuyor ama arka planda ne olduğu, kimlerim kimlerle nasıl ilişkiler kurduğu çözülemedi. Aslında devletin kullandığı ya da görev verdiği (!) bazı isimler üzerinden iz sürülse daha çabuk neticeler alınabilir. Bu isimlerin en meşhuru Abdullah Çatlı''dır. Çatlı belki öldüğü için hakkında çok muamma var. Çatlı''nın devlete çalıştığından şüphemiz yok. Ama hangi devlete?
Yedi TİP''linin öldürülmesine adı karışan birinin bir türlü yakalanamaması, daha sonra elini kolunu sallaya sallaya yurtdışına çıkması kimin eseri olabilir? Bir dönem MİT Marmara Bölge Başkanlığı yapan Nuri Gündeş''in Çatlı için "devlete hizmetleri olduğunu" ifade etmesi de işin ayrı bir boyutu. O zaman akla şu soru geliyor? Abdullah Çatlı kimin kontrolündeydi?
1970''lerin sonları ve 1980''lerin başında hem Emniyet hem de MİT''e çalıştığı anlaşılıyor. 1970''lerde devletin düşmanı içeride olduğu için Çatlı buradaki operasyonlarda kullanılıyordu. 1980''lerde ASALA meselesi baş gösterince bu sefer MİT ona dışarıda görevler verdi. 1990''lada konsept tamamen değişti. Çatlı bu sefer tıpkı Yeşil gibi PKK ile mücadelede devletin "aktif" elemanı oldu. Yeşil Güneydoğu''da bildiğini okurken, Çatlı büyükşehirlerde kendisine verilen görevi ifa ediyordu.
Burada sorulması gereken soru şu: 1990''larda Çatlı''yı Emniyet kanadına binaen Mehmet Ağar mı, yoksa MİT adına Mehmet Eymür mü yönlendiriyordu? Ya da Çatlı bu iki isim arasında çıkan çatışmanın harcanan ismi mi olmuştu? Devlet Çatlı''yı hangi işlerinde kullanmıştı?
Ömer Lütfi Topal''ın öldürülmesine adı karıştığı biliniyor. PKK''yla bağlantısı olduğu iddia edilen Kürt işadamlarına yönelik infazlarda işin içinde olduğu da söyleniyor. Ayrıca Çatlı''nın siyasilerle de bağlantısı olduğu hep konuşuldu. Kendisiyle ilgili mahkeme ve Yargıtay''daki dosyalarının akıbetini dönemin bazı ANAP''lı siyasetçilerini devreye sokarak öğrenmeye çalıştığı da hep dillendirildi.
Yani Abdullah Çatlı asla saklanan, gizlenen biri değildi. Yeri geliyor Ankara''ya, yeri geliyor İstanbul''a ya da canı nereye istiyorsa oraya gidiyordu. Bir nevi dokunulmazlığı vardı. Hakkında bu kadar çok şey söylenip hakkında az şey bilinen biridir Çatlı.
Bugün gelinen noktada devlet Ergenekon, Balyoz gibi can alıcı darbe davalarının üzerine gidiyor. Kendilerini devletin sahibi zanneden zihniyetin tezahürüdür bu davalar. Ancak özellikle 2002 sonrası AK Parti''ye yönelik kirli operasyonların amacının ne olduğunu anlamak için Susurluk sürecinin aydınlatılması şart. Bu darbe davalarıyla darbeci klik bir miktar etkisiz hale getirildiyse de henüz sonlanmış değildir. Bu yapı devlet içinde çok güçlüdür. Oluşacak en küçük bir istikrasızlıkta ölü hücrelerin uyanması gibi yeniden harekete geçeceğinden kimsenin şüphesi olmasın.
O yüzden Abdullah Çatlı''nın ilişkileri, bağlantıları, telefon görüşmeleri ve hatta varsa devletten aldığı ödenekler tek tek tespit edilmelidir. Çürümüş ya da yozlaşmış zihniyet sorgulanmazsa bunlar yarın sorun olarak hükümetin önüne gelecektir. Tıpkı Çatlı gibi Tarık Ümit de bu sürecin kilit isimlerindendi. Amca Cemalettin Ümit''in, yeğeni Tarık_Ümit''in kaybolması üzerine açılan soruşturmayı Ergenekon tutuklu sanığı emekli Tuğgeneral Veli Küçük''ün kapattığını, hazırlanan raporu da yok ettiğini söylediğini unutmayalım. Cemalettin Ümit, "Tarık''ın arabası Çerkezköy jandarma bölgesinde bulunduğundan dolayı, soruşturmayı Ahmet Altıntaş diye bir jandarma istihbarat astsubayı yürüttü. Çok ciddi çalışmaları oldu. İşin sonuna gelmiş, konuyu çözmüştü. Olayın faili olarak tespit ettiği insanları gözetim altına aldı. Derhal Ankara''ya haber uçtu. Kısa bir süre sonra bunları bırakması için emir geldi ve bıraktılar. Altıntaş''ı arayıp ''elindekileri bırak'' diyen de Veli Küçük''tü. Soruşturma sonucunda hazırlanan rapor da yok edildi" açıklamalarında da bulunmuştu.
Dün gazetemiz Yenişafak''ta Ali Bayramoğlu Susurluk süreciyle ilgili şunları yazıyordu. "Devleti her koşulda korumak, devlet faaliyetlerini her koşulda doğrulamak yerleşik zihniyetin temel taşlarından birisini oluşturduğu sürece böyle kalmaya devam edecektir.
Türk kamuoyu JİTEM''in iç yüzünü öğrenememiştir. Türk kamuoyu Binbaşı Cem Ersever''in faaliyetleri ve nasıl öldürüldüğünü, Yeşil''e ne olduğunu bilmemektedir.
JİTEM''le ilgili yüzlerce kanıt, resmi evrak ortada dolaşırken, Yeşil''in telefonla Jandarma birimlerini ve JİTEM''i yüzlerce kere aradığına ilişkin kayıtlar mahkeme dosyalarını doldururken, resmi kurumlar hâlâ böyle bir kurumun olmadığını söylemektedir."
Eğer meseleler halının altına süpürülürse, yarın bir gün hepsi gün yüzüne çıkmaya başlar. Bizdeki yargı nedense Susurluk sürecine pek itibar etmiyor. Çatlı''dan başlayıp Korkut Eken''e, Cem Ersever''den Mehmet Ağar''a, Arif Doğan''dan Tarık Ümit''e ve böyle birçok ismin izi sürülse birçok şey açığa çıkacaktır. Karanlıkta hiçbir şey kalmasın isteniyorsa, bu sürecin iyice ayıklanması gerekir. Yoksa ummadık taş sonra herkesin başını yarar.
Share:

Ülkücülerin 3.5 milyon TL'siyle kuyumcu dükkânı açan 'reis'2014

Ankara’da önceki gün Türkiye siyasi tarihini derinden etkileyen 12 Eylül darbesinde nelerin yaşandığını anlatan sarsıcı bir sergi açıldı. Serginin adı: “12 Eylül Utanç Müzesi.”
Devrimci 78’liler Federasyonu tarafından Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde açılan ‘Utanç Müzesi’nde 12 Eylül yargılamalarına ilişkin dava dosyaları da yer alıyor. En dikkat çekici dava dosyalarından biri ise akademisyen Orhan Yavuz’un öldürülmesi olayı. Dava dosyasında idam edilen ilk ülkücü olan Mustafa Pehlivanoğlu’nun asılmadan önce verdiği son ifadesi de bulunuyor.
‘ÇATLI’YA PARA GELDİ’
Pehlivanoğlu’nun ifadesinde özellikle Abdullah Çatlı ile ilgili bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış şu iddialar yer alıyor: “Balgat olayının ardından yakalanmış ve cezaevine düşmüştük. İsmini bilmediğim İsa Armağan’ın bir arkadaşı o tarihlerde yine nereden bulduğunu bilmediğim 3.5 milyon lira parayı Abdullah Çatlı’ya götürerek bizim serbest bırakılmamız yolunda girişimlerde bulunmasını istemiş. Ancak Abdullah Çatlı, Bahçelievler olayından sonra kaçarak İstanbul’a yerleşiyor ve o parayla da bir kuyumcu dükkânı açıyor. Bu durumu bizim arkadaşlardan herkes biliyor.”
EN GİZEMLİ İSİM
Evet, Türkiye’nin en gizemli ismi Abdullah Çatlı şimdi de Utanç Müzesi’ndeki tozlu dava dosyalarında karşımıza çıktı. Bu kez arkadaşlarını hapisten kurtarması için verilen parayla kuyumcu dükkânı açtığı iddiasıyla. Çatlı’nın ölümünün üzerinden 15 yıl geçti. Ama hâlâ hem yaşantısı, hem karıştığı olaylar, hem de ölümüyle ilgili sır perdesi aralanamadı. Kimilerine göre ‘vatansever bir kahraman’; kimilerine göre ‘eli kanlı faşist bir katil’di.
Çatlı, bundan 55 yıl önce Nevşehir’de dünyaya gelmişti. Nakliyecilik ve esnaflıkla geçinen beş çocuklu bir ailenin en büyüğüydü. Lise çağlarında ülkücü camiayla tanışmış, önce Ülkü Ocakları Derneği’ne üye olmuş, 21 yaşına geldiğinde ise Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanı seçilmişti. Bir yıl sonra ise Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcısı’ydı. Türkiye’de ve Latin Amerika’da anti-terör ve kontrgerilla eğitimleri görmüştü. Artık o ülkücü camianın en bilinen isimlerindendi.
HER KARANLIK OLAYDA O
11 Temmuz 1978’de Ankara’da Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Bedrettin Cömert’in öldürülmesi olayının faili olarak hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Çatlı, 23 Ağustos 1978’de Sakarya’da yakalandı ve gözaltına alındı. Hakkındaki suçlamalar bu kadarla sınırlı değildi. Çatlı’nın, 9 Ekim 1978’de Bahçelievler’deki 7 TİP’linin öldürülmesi olayının planlayıcısı ve baş sorumlusu olduğu iddialarına ilişkin tutuklama kararı, olayın üzerinden 4 yıl 4 ay sonra gerçekleştirilebildi. Abdi İpekçi suikastı, 16 Mart 1978 İstanbul Üniversitesi bombalı saldırısı gibi 12 Eylül’e giden süreci hazırlayan birçok eylemde hep onun adı geçiyordu.
EROİNLE YAKALANDI 15 YIL HAPİS YEDİ
Çatlı, 12 Eylül’den sonra yurtdışına çıkmış, Bulgaristan ve Viyana’da kalmıştı. 1982 yılında İsviçre’de Mehmet Özbay adına düzenlenmiş sahte pasaport ile yakalandı ama serbest bırakıldı. 1983’te Paris’te MİT ile ilişkiye geçtiği ve ASALA’ya karşı 5 eylemde kullanıldığı MİT resmi belgelerinde yer aldı. Çatlı, 1984’te Paris’te 450 gram eroinle ve Hasan Kurtoğlu adına düzenlenmiş sahte bir pasaportla yakalandı, 5.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu kez uyuşturucu bulundurmak suçuyla 15 yıl hapis cezası aldığı İsviçre’ye iade edildi. Hapiste geçirdiği bir yıl 4 ayın sonunda, 21 Mart 1990’da 6 kişiyle birlikte İsviçre Bostadel Cezaevi’nden kaçtı. Başrolünde Abdullah Çatlı’nın oynadığı bol aksiyonlu, gerilim filmi kaldığı yerden devam ediyordu.
SUSURLUK’TA ÖLDÜ
Fransa ve İsviçre’deki cezaevi günlerinden sonra Çatlı, 1990 yılının Nisan ayında Şahin Ekli adına düzenlenmiş sahte bir pasaportla İstanbul’a geldi. Ancak İstanbul günlerinde o bir işadamı ve yeni adı ise Mehmet Özbay’dı. Yaşamı gibi ölümü de Türkiye’yi derinden etkiledi. Çatlı, 3 Kasım 1996’da Susurluk’ta meydana gelen ve hâlâ üzerinde soru işaretleri bulunan bir trafik kazasında, DYP Milletvekili Sedat Bucak, polis şefi Hüseyin Kocadağ ve sevgilisi Gonca Us’un da içinde bulunduğu arabada son nefesini verdi. Çatlı’nın üzerinden dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın imzasının bulunduğu silah taşıma belgesi ve yeşil pasaport çıkmıştı.
HAKKINDAKİ BAZI İDDİALAR
- 13 Mayıs 1981’de Mehmet Ali Ağca tarafından gerçekleştirilen Papa suikastının tertipçilerindendi.
- 6 şirkete ortaktı ve ticaret hayatına da atıldı.
- Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde PKK’nın finansörü olarak görülen işadamlarına yönelik operasyonlarda yer aldı.
- 15 Mart 1995’te Azerbaycan’da düzenlenen ihtilalin organizasyonunda yer aldı.
- MİT ajanı Tarık Ümit’in kaçırılıp öldürülmesi olayını düzenledi, ilişki içinde olduğu Özel Harekâtçı polislerle birlikte Ömer Lütfi Topal cinayetini gerçekleştirdi, Mehmet Ali Yaprak’ı fidye almak için kaçırdı.
- Kullandığı bilinen sahte isimler: Mehmet Özbay, Mehmet Özbey, Abdullah Çatalı, Abdullah Çaltı, Mehmet Saral, Hasan Dağarslan, Hasan Kurtoğlu, Şahin Ekli.
Share:

كاران بطال مسلسل البنات زينة البيت 2014

إسمه الحقيقي هو يورفاج مالهوترا مثل دور كاران زوج لكشمي الذي يريد الإنتقام من سوريكانت كاروديا لكونه سببا في إنتحار أبيه. وهذه بعض صور له :
Share:

Fear Files to feature Megha, Yuvraj and child artist Sparsh Khanchandani!2014

Fear Files aired on Zee TV needs no introduction. The show has been successfully entertaining viewers and is currently one of the most watched paranormal show on small screen.

Latest about the episode has that child artist Sparsh Khanchandani will play the central role in the story that revolves around an orphan girl. Other actors like Megha Gupta, who acted in shows like Kumkum, Mamta, Main Teri Parchhain Hoon, Nach Baliye 4, Maat Pitaah Ke Charnon Mein Swarg and Yahaan Main Ghar Ghar Kheli will play the role of the lawyer, who adopt Sparsh. She will get attracted towards this orphan child and takes the decision to adopt her.

If believe sources, one more talented actor Yuvraj Malhotra of Ghar Ki Lakshmi Betiyaan and Waaris fame will act in the episode. He will play Megha’s fiancé, who is a psychiatrist by profession.  In the story, after adopting the little kid, the lawyer will start experiencing paranormal activities around her. And it is for her boyfriend to help her out and get her out of this mess.

Sparsh’s mother confirmed, “Sparsh has been part of all other episodic like CID, Crime Patrol etc, but she has never done Fear Files before. And now we have got a call for it. However, I have to yet meet the creatives and give a consent.”

Yuvraj Malhotra and Megha Gupta have also confirmed their entry. Senior actress Lata Haya plays the lawyer’s mother in the show.
Share:

Popular Posts

ما هو افضل مسلسل لسنة 2020 ؟
مسلسل الهندي مملكة الحب
مسلسل تركي الحفرة
مسلسل وادي الذئاب
Created with Quiz Maker

Blog Archive

Pages

Theme Support