بطل فلم وادي الدئاب

Wednesday, July 24, 2013

Emin Olcay: Ömer Baba benim de bilgem 2013

Emin Olcay: Ömer Baba benim de bilgem

Emin Olcay: Ömer Baba benim de bilgem


Kurtlar Vadisi'nde 'Ömer Baba' rolüyle gönüllerde taht kuran Sayın Emin Olcay'la, 'dünü, bugünü ve yarını'yla birlikte tiyatro ve Vadi'deki Ömer Baba hakkında konuştuk...

Emin Olcay'ı herkes Kurtlar Vadisi'nin Ömer Baba'sı olarak tanıyor. Ömer Baba'ya daha sonra gelmek üzere tiyatrocu Emin Olcay kim ve dizi dışında hangi çalışmalarda bulunuyor, bizlere anlatır mısınız?

- Mesleğim 45 senedir yaptığım mesleğim. Tiyatro başka birşey. En son emekli olduğumda çocuk tiyatroları genel koordinatörüydüm. Şimdi ise Maltepe'de Halk Eğitim Merkezi'nde tiyatro dersleri veriyorum. Çeşitli yaşlarda talebelerim var. Onlarla bir gösteri hazırlamaya başladık. Allah kısmet ederse Mayıs'ın son haftası gibi sahnelemeyi düşünüyoruz.

"BUGÜNE KADAR ÇALIŞTIĞIM, SAHNEYE KOYDUĞUM ÇOCUK OYUNLARINDA BEN HEP PEDAGOGLARLA ÇALIŞMIŞIMDIR"

- Emekli olduktan sonra bile çalışmaya devam ediyorsunuz. Sanırım sanatçıların emekliliği diye birşey söz konusu değil. Öğrencilerinizle hazırladığınız bu gösteri çocuklara mı yönelik?

- Hayır. Bu değil. Ama ben çocuk tiyatrosu üzerinde çok önemle duruyorum. Çocuk karşınıza geliyor. Boş bir bilgisayar düşünün. Eğer siz çocuğa doğru bir program yüklerseniz o program üzerinden devam edecektir. Tiyatronun önemi hem eğlendirici, hep eğitici vasfında olmasıdır. Bugüne kadar çalıştığım, sahneye koyduğum çocuk oyunlarında ben hep pedagoglarla çalışmışımdır. Çünkü onlar çocuklara yönelik, bizim göremediklerimizi görürler, yanlış birşey, yanlış bir program yüklememek lazım. Karşımızdakiler istikbalimizi, geleceğimizi teslim edeceğimiz varlıklar. Onları çok iyi eğitmemiz lazım ki ileride gözümüz açık gitmesin.

- Bu anlamda tiyatroyu siz toplumsal bir görev olarak mı görüyorsunuz?

- Evet evet, elbette ki . Siz yapmazsanız bunu başkaları başka şekilde yapacak. Bazı arkadaşlarımız bir grup kuruyorlar. Okullara gidiyorlar, sınıflarda tiyatro gösterisi yapıyorlar. Ben bunu pek doğru bulmuyorum. Çocuğu toplu bir yere götürmek, bir tiyatro salonunda oyun izlettirmek bir başka öğreti daha getiriyor. Beraberce etkileşerek sevinci, üzüntüyü, güzellikleri beraber paylaşıyorlar. Paylaşmayı öğreniyor çocuk.

- Çocuklar kendi ayaklarına gelirse tiyatroyu sadece basit bir eğlence olarak mı algılıyorlar?

- Bu kadar basit işte. Hokkabazlar, Karagözler eski dönemlerdeydi. Salona beraber gitmeyi, beraber eğlenmeyi, paylaşmayı çocuğa ancak tiyatroda öğretebilirsiniz.

"NE KADAR ÇOK İNSANA DOĞRUYU, GÜZELİ AKTARABİLİRSEN O KADAR GÖREVİNİ YAPMIŞ OLURSUN"

- Şu anda hazırladığınız oyun çocuklara yönelik değil demiştiniz. Nasıl bir oyun? Nerede sahnelemeyi düşünüyorsunuz?

- Maltepe'de olacak herhalde. Bir müzikal hazırlıyoruz. Allah kısmet ederse Mayıs'ın son haftası gibi sahnelemeyi düşünüyoruz. Tahmin ediyorum biz bir iki oyunla kalmayacağız. Civar belediye sahnelerine de gideceğiz. Bunun organizasyonu ile de uğraşıyoruz. Bu kadar çalışıyorsunuz, uğraşıyorsunuz, bir temsil ile işi bitiriveriyorsunuz. O zaman müsamere oluyor. Madem ki ortaya birşey çıkmış bunu ne kadar çok seyirciye ulaştırabilirsek o kadar iyi olacak.

- Siz tiyatroda anladığım kadarıyla Ömer Baba gibi ne kadar çok insana ne kadar güzel mesajlar verebilmenin derdindesiniz.

- Evet bu bizim görevimiz. Yani biz böyle görevlendirilmiş olmalıyız. Ne kadar çok insana doğruyu, güzeli aktarabilirsen o kadar görevini yapmış olursun.

"ÖMER BABA KARAKTERİ BANA ÇOK ŞEY KAZANDIRDI. İNSAN OLARAK, AHLAK OLARAK, BİLGİ OLARAK ÇOK ŞEY KAZANDIRDI"

- O zaman Emin Olcay tiyatroda da Kurtlar Vadisi'ndeki Ömer Baba karakterini devam ettiriyor diyebilir miyiz?

- Şimdi çok zor Emin Olcay'ın Ömer Baba olabilmesi. Ömer Baba benim bilgem. Çok şeyi aşmış bir insan. Emin Olcay'ın o kadar donanımlı olduğunu zannetmiyorum. Ha o konuda çok çaba gösteriyorum. Bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. Ama esasında Ömer Baba karakteri nesli tükenmek üzere olan bir karakter. Keşke çok olsa Ömer Baba'lar. Ama Ömer Baba olabilmek gerçekten zor.

- Peki Ömer Baba karakterinin sizin hayatınızda bir yeri var mı? Veya sizi de etkilediği oluyor mu? Sadece rolünüz gereği senaryonun gerekleri mi yerine getiriyorsunuz?

- Altı yıl oluyor bu rolü oynayalı. Tabi ki dizide senaryonun gereklerini yerine getiriyorum. Ömer Baba karakteri bana da çok şeyler kazandırdı. İnsan olarak, ahlak olarak, bilgi olarak çok şey kazandırdı. Bu yolda beni bir yerde iğneledi, harekete geçirdi diyebilirim. Tabi çok büyük bir zevk alarak. Şimdi uğraşıyorum, araştırıyorum, okuyorum. Öğrendikçe daha çok şeyler öğrenmek istiyorum. Bir birini tetikliyor, açıyor da açıyor. Dünyaya niye geldiğinizi anlıyorsunuz her şeyden önce. Ben çok rahatlıkla itiraf etmeliyim ki dünya da bu kadar güzel şeylerin olduğunu bilmiyordum. Bu kadar güzelliğin olduğunu bilmiyordum.

- Ömer Baba tavrıyla, öğütleriyle yalnızca oğluna değil, etrafındaki herkese sevgi aşılayan bir karakter. Sizce Ömer Baba Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin neresinde duruyor?

- Tam ortasında. Merkezinde. Vertikal bir görev üstleniyor. Dizinin dengesini sağlayan karakterler bunlar. Çok büyük kitleler tarafından seyredildiği için buradaki Ömer Baba'nın ya da Nazife Anne'nin bir tek cümlesi çok büyük yerlere ulaşabiliyor. Siz isteseniz de bu kadar çok insanı bir araya getirip anlatamazsınız. Başından beri Türk halkının ihtiyacı olan bir tarafa esin kaynağıdır.

Bunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Gurur duyarak oynadığım bir rol. Açıkca halk bunu bana gösteriyor. Sevgileriyle, saygılarıyla bunu bana gösteriyorlar. Demek ki sözler yerini buluyor. Ben de bu sözlere aracı olduğum için çok gurur duyuyorum.

"NECATİ ŞAŞMAZ'IN BENİM İÇİN OĞULLARIMDAN HİÇ FARKI YOK"

- Dizide Polat Alemdar'la örnek teşkil edecek sevgiyle yoğrulu bir baba - oğul ilişkiniz var. Gerçek hayatta Emin Olcay'la Necati Şaşmaz'ın arası nasıl?

Ben Necati'yi çok seviyorum. Oğullarımdan ayırmıyorum. Abi kardeş ilişkisi. Bir kere çok saygılı ve efendi bir insan. Bugüne kadar aramızda bir tek olumsuzluk geçmedi, geçemez de. İmkan yok. Biliyorum ki o bana aynı sevgiyle bakıyor. Ben de ona aynı sevgiyle bakıyorum. Karşılıklı baktığımız yer aynı. Çok net söylüyorum. Benim için oğullarımdan hiç farkı yok.

- Necati Bey oyunculuğun yanında gazeteciliğe de başladı. Yazete adında bir internet gazetesi çıkarıyor. Gazete de " Ömer Baba'dan " başlığıyla yazılar yayınlanıyor. Bunları gerçekten siz mi yazıyorsunuz? İnsanlar bunu merak ediyorlar

Hayır. Ben değilim. Biraz önce de söyledim. Ömer Baba olmak çok zor. Keşke öyle birisi olabilsem. İnşallah Allah bana bir gün öyle olabilmeyi nasip eder. Çok zor bir olay. O herkesin olabileceği bir yer değil. Hani derler ya kırk fırın ekmek yemek lazım diye. Benim de kırk fırın ekmek yemem lazım.

Ömer Baba olabilmek için başka şeylere sahip olabilmek lazım. Müthiş bir sabır, müthiş bir hoşgörüye sahip olmak lazım. Bütün bunların hepsi o şahısta birleşiyor. Bizde var mı yok mu bilmiyorum. O başkasının takdir etmesi gereken bir şey. Ama ben kendimde eksiklikler hissediyorum. Zaten uğraşımda o eksikliklerimi kapatmak için. Eğer Allah sağlık verirse.

- "Yazete" 'yi nasıl buluyorsunuz?

İnceledim. Bir defa çok severek her gün hatta saat başı değişen başlıkları var. Tekrar tekrar onlara girip çıkıyorum. Boş kaldıkça yazete.com 'a giriyorum. Çok beğendim. Çok renkli, çok hoş. Daha da ileri gideceğini tahmin ediyorum. Arkadaşlarıma da mesajlar attım girin diye. Onlardan da gelen tepkiler çok iyi.

- Hiç tiyatro ve oyunculuk dışında başka uğraşılarınız oldu mu veya bunu istediniz mi?

Hz. Mevlana, Yunus Emre, Gaybi, Mısri, Nasreddin Hoca gibi Anadolu’da yaşayan evliyalar, halk şairleriyle ilgili derlemeler yapıyorum. İnsanı hem gülümseten hem de düşündüren hikayeler derledim. Aralarına rubailer, şiirler koydum. Ebru dersleri alıyorum. Hatta bu iki çalışmam, daha önce bahsettiğim öğrencilerimle hazırladığımız gösterinin de temelini oluşturuyor. Burada hedef hoşgörüyü, birlikte yaşamayı, yardımlaşmayı konu alan bir gösteri yapmak. Yanımda oğlum ve arkadaşları müzik yapıyorlar. Öbür yandan Ebru hocam Ali Saraç barkovizyondan Ebru yapıyor. Onu seyrediyoruz. Seyrederken fondan müzik ve şiirler okunuyor.

"NEFESİNLE NEFSİN DOYDU MU?"

- Sizde şairlik var mı?

Şairim diyemem. Zaman zaman ufak şeyler geldikçe kaleme alıyoruz. Yıllarca ben bunu çok yaşadım. Bir şeyler insanın aklına geliyor. Eğer not almazsanız uçup gidiyor. Aklıma geldikçe yazıyorum. Hatta bir iki tanesini, haşa Mevlana'nın, Yunus'un yanında lafı bile olmaz hazırladığımız oyunda açılış ve kapanış şiirleri olarak kullanmayı düşünüyorum. Gösterimin ismini bile benim şiirimin birinde yer alan bir mısra oluşturuyor. " Nefesinle nefsin doydu mu ? "

- Son olarak söylemek istediklerinizle birlikte, söyleşimizi bu şiirin tamamıyla bitirmekte bir sakınca var mı ?

Öncelikle çok teşekkür ediyorum. Hayırlı olsun diyorum. Allah yolunuzu açık etsin. Sizin başarınız bizim için çok büyük bir kıvanç kaynağı. Şaşmaz kardeşleri ve onların ekiplerini başarılı gördükçe onlarla beraber çalıştığım için çok büyük gurur duyuyorum.

Geçiyordum uğradım açık görünce kapıyı
Açım dedim, susadım.
Sundular bana sevgiyle doldurdukları tabağı,
Kenarında gül yaprağı, ortasında sevgilinin bir adı.
Acele etme dediler, biliyoruz tabak boşalacak amma,
Eminim sen doydukça dolacak.
Share:

0 commentaires:

Post a Comment

Popular Posts

ما هو افضل مسلسل لسنة 2020 ؟
مسلسل الهندي مملكة الحب
مسلسل تركي الحفرة
مسلسل وادي الذئاب
Created with Quiz Maker

Blog Archive

Pages

Theme Support